Hiç nefes alamayacak kadar dolduğunuzu, göğsünüzün sanki sigarayı yeni bırakmışçasına sıkıştığını hissettiniz mi? Bu günlerde en çok hissettiğim şey bu benim. Yönümü ne tarafa dönersem döneyim mutlaka bir aksilik beni bekliyor ve aksilikler vücut bulmuş, ağzı yemek bulaşığı ve dişinde kürdanla benim gayretlerimle alay eden kıskanç biriymiş gibi sırıtıyor. Sinir oluyorum ama aksiliklerin fiyakasını bozacak yırtık bir külhanbeyi de olamıyorum işte.
Yeni taşındığınız ve bilmediğiniz bir şehirde olduğunuzu hayal edin şimdi.. Yeni gelmişsiniz ve kimseyi tanımıyorsunuz. Benim hayatım böyle geçti ve geçiyor. Memur çocuğu olmanın sıkıntıları işte. Ben de sosyalleşmek adına çeşitli kurslara kaydolup yeni arkadaşlar edinmeyi denedim. Ama olmadı. Hangi kursa gidersem gideyim, bırakın kafa dengi birini bulmayı, yaşıma yakın bir tek insan bulamadım. Çevremdekiler ya on- onbeş yaşlarında çocuklar ya da annem ve babamdan yaşlı teyze ve amcalardı. Verdiğim ücretlere bakmadan ayrıldım. Yanarsa yansın umrumda bile değil.
Bilgisayarım yirmidört saat açık artık. Sürekli internetteyim. Katılmadığım grup, üye olmadığım site kalmadı diyebilirim. Film ve müzik indirme rekoru kıracağım yakında. Asosyalliğin dibine vurduğum şu günlerde yerli yabancı farketmeksizin filmlerde oynayan figüranlar bile arkadaşım oldu artık. Filmleri o kadar çok izledim ki artık replikleri ezberledim. Onlar söylemeden ben söylüyorum. Şarkı sözlerini ezberlemekse beni kesmiyor artık ben de şarkı sözleri yazıyorum.
Bazen hatırlıyorum da, o kadar şehirde yaşadım, bir sürü farklı okul, dershane, öğrenci yurdu, çeşitli sosyal mekanlar ve arkadaşlıklar... Geride kimse kalmamış. Hemşehrilerimiz, köylülerimiz özenirdi yaşantımıza. ' Ne güzel geziyorsunuz her yeri ' derlerdi. Ama bilmezlerdi işte.. Kendi evlerinde duvara çaktıkları tablolar, evde yetiştirdikleri saksılar içinde çiçekler, bahçelerinde besledikleri hayvanlar, bizim hiç ama hiç sahip olmadığımız ve belli bir zamana kadar sahip olamayacağımız şeylerdi. Biz onların güzel hayatını biliyorduk ve onlar gibi yaşamak isterken, onlar da bizim bilmedikleri hayatımıza özeniyorlardı. Alın işte.. her tayinci memur çocuğu gibi yalnızım, yalnızız yine...
Şimdilerde ne yapıyorsun diye sorarsanız, son bir yıldır gündüz gözü açık, gece ise gözü kapalı rüyalar görüyorum. sabah uyandığımda yataktan kalkmak istemiyorum. Uyuzlanma sürem yarım saati buluyor. Mahsus uzatıyorum bende. Belki tekrar uyuyabilirim diye. Çünkü gördüğüm rüyalar bazen kötü de olsa, maceralı. Şu anki sıkıcı hayatıma göre onlar daha çok seviyorum. İçinde bulunduğum bu psikozdan çıkmak için sonucunu kestiremediğim rüyalarımda çare arıyorum.